BAHİS FELSEFESİ VE ALFABESİ

 

Başlıktan yola çıkarsam önceliğim insanlara biraz olsun bu işin temelini anlatmak. Bu kısım önemli buraları geçmemeliyiz zira bir işin temelinde ne istediğimizi ne hedeflediğimizi bilmezsek devamında başarılı olmamız imkansız.

Gelelim bu işin felsefesine ve alfabesine. Felsefeyle başlayalım. Öncelikle hangi ülkede olduğunuzun, hangi spor branşlarına bahis oynadığınızın, ne kadar parayla oynadığınızın ve diğer bütün bileşenlerin hepsini unutun zira bahis felsefesiyle bunların biri bile ilgili değil. Bahis felsefesi oldukça basit, yalnızca 2 alt başlık var. Somut bir getiri veya soyut bir getiri. Somut getiri elbette hepimizin bildiği bu oyunları oynamamız için de gerekli olan şey ”PARA”. Soyut kısım ise çok geniş. Kimi bu oyunu oynarken keyif alır, kimi, adrenalinden kendini kaybeder. Her neyse öncelikle buna karar vermeniz gerekir. Eğer bahsi soyut kısım için tercihlediyseniz işiniz kolay zira maddi beklentisi olmayan kişi bu oyunu oynarken de zorlanmaz. Neticede parayla oynanan bu oyunda eğer ki siz somut getiri istiyorsanız ve para peşindeyseniz işte o zaman kolay gelsin size. Çünkü çelik gibi sinirlere hakim olmanız gerekiyor. Benim diyen insan beceremez bu işi, sabredemez/bekleyemez.

İşin alfabe kısmı ise daha kolay. Felsefenizi belirlediyseniz alfabeye bakıp ona göre oynayacaksınız aksi halde yolunuzdan sapmış olursunuz bu da size kaybettirir. Eğer keyiflik oyun yapan biriyseniz, ufak oyunları bırakmalısınız. Barcelona’nın handikaplı galibiyeti size keyif vermez onu herkes bilir; size keyif verecek olan Barcelona’nın mağlubiyetidir zira bunu kimse bilmez. Size keyif verecek olan bir derbinin skorunu bilmektir veya Türkiye liginde bir büyük takımın maçındaki sürpriz sonucu. Buradaki nokta şu dostlar, keyiflik oyun yapmak demek parayı çöpe atmak değil elbette ama mevcut sistem içerisinde Türkiye sınırlarında bu oyunu keyiflik oynuyorsanız çuvalı azar azar doldurmanız imkansız. Çuval ancak ve ancak köşelerde saklanmış sonuçları bulup çıkarmakla dolar. Aksi halde bu bahis alışkanlığı sizin için pahalı bir hobiden öteye gitmez.

Materyalist dostlarım ise olayın ciddiyetinin farkına varmaya daha müsait olan kişiler oluyor genelde. Hemen hemen hepsinin kendi stratejileri ve doğruları var. Kimisi bu oyuna bir ek gelir olarak bakarken, kimisi ise köşeyi dönme planları yapmaktadır. Köşeyi dönmek isteyenlere kötü haberim var, köşeyi dönme ihtimalleri sokakta araba çarpma ihtimalinden daha düşük. Ek gelircilere ise bir iyi bir kötü haber. Ek gelir kısa vadede mümkün ama uzun vadede mevcut sistemde keyiflik oyuncuları hep daha avantajlı. Bunu şöyle açıklayayım: Mevcut oyun şartlarında bu oyunun mekanikleri göz önünde bulundurulursa ortaya çıkan net sonuç bu oyunda kazandıkça zenginsin oynadıkça fakirsin. Kısa vadede avantajlılar çünkü kısa vadede kazandıkları para ceplerini doldurur bir süre boyunca. Bu oyunda belirli periyotlarda nasıl takımlar/oyuncular ivme yakalarsa bahis oyuncuları da ivme yakalar. Bu da onların ceplerini doldurmasına müsade eder. Ama nasıl ki bir spor sezonunda bir takım veya bir sporcu zirvede yer alıyor ve geri kalanlar hiçbir şey kazanamıyorsa bu oyunda da mevcut durumda sezon sonunda birileri bir şeyler kazanırken geri kalan tüm oyuncular hiçbir şey kazanamıyor. Bununla birlikte nasıl ki bir sporcu veya spor takımı sezon boyunca zaman ve para harcıyor; bahis oyuncuları da sezon boyunca zaman ve para harcıyor.

Kısacası bu ilk yazının sonuna gelirken olayın temelinde anlatmak istediğim şeyleri yeterince açıkladığımı düşünüyorum. Burada önemli nokta şu, ya şanslı azınlığın arasında olacaksın ki bu ihtimal oldukça düşük; veyahut bu olayın keyfini sürmeye çalışan çuvalcılardan olacaksın bir veya birkaç kere bir şeyler yakalayacaksın maddi olarak ama bir sezon boyunca soyut duygularını tatmin edeceksin. SahadakiAdam hangi tarafta diye merak ediyorsanız size şunu açık bir şekilde söyleyebilirim ki hayatım boyunca bu oyunu her zaman için soyut hazlar için oynadım.

2 yorum

  1. Öncelikle selamlar, hatırlandığımı düşünerek kendimi tanıtma ihtiyacı hissetmiyorum… Öyle değilse de bundan gücenmem… yazılarını okudum ve umduğumdan daha çabuk bitti. Fikir anlamında desteğini almak ve belki destek olabilmek adına, yazılarının ve bireysel sıkıntılarımın hakkında bir kaç kelam etmek isterim, affına sığınarak.

    İlk yazından başlayacak olursam, soyut-somut ilişkini maddi-manevi olarak ( ayrıca yazarken fark ettim, kökeni türkçe olan soyut – somut zıtlığında ilk olarak soyut kavramı yer almakta, kökeni arapça olan maddi manevi de ise zıtlık olarak maddiyat önce söylenmekte, bunun söyleyiş kolaylığından ziyade, acaba değer atfetme olarak mı tercih olduğu konusunda kafamda ampuller yandı ) algıda kolaycılığa kaçarak değiştirmek isterim. Hatta, rasyonel – irrasyonel; akılcı – duygusal kavramlarını bile ekleyebiliriz. Kendimden yola çıkarak, kazandığım ve alkol alıpta dünya ” dünya sikime, minare götüme ” kıvamına gelmediğim sürece her şey yolunda gidiyor. Fakat kaybettiğimde ise akıl baştan çıkıp, hırs ve kazanma – kaybettiğini geri alma duygusu aklın önüne geçiyor, kontrol elden çıkıyor. Ve kaçınılmaz sonuç olarak, kaybettikçe kaybediyorum…

    Matematiksel verilerin, analizlerin ötesinde temel ihtiyacın; irade, duygularını – kendini tanıma, akılcı davranma vs. ve sonuç olarak bütün bunları yarar sağlayacak şekilde uygulamaya koymanın bu işin alfabesini oluşturduğunu düşünüyorum ki senin de aynı şeylerden bahsettiğini biliyorum.

    İkinci yazına geçmeden önce soyut hazlar için oynadığını söylemişsin ama toplamda 4 yazının birini soyuta diğer üçünü somuta ayırmışsın. Kendini soyut olarak tanımladığından bu konuya, fikirlere, tecrübelere daha aşina olduğunu düşünerek bu noktaya daha fazla satır ayırmanı isterdim… Ve soyut hikayeye göre somut hikaye daha elle tutulur, gözle görülür, ulaşılabilir olmasından ötürü pekte fikriyata ihtiyaç duymuyor. Tecrübelerin, hataların – doğruların, bunlardan ders çıkarımların daha farkına varılması zor ve göreceli olduğundan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak, tecrübelerini paylaşman çok daha çekici ve aydınlatıcı olacağı kanaatindeyim.

    Diğer yazıların da yine istatiksel veriler üzerine kurulu olduğundan tekrara düşmemek adına fazlaca bir kelam etmek istemem.

    Bitiriş olarak kendi düşüncelerimi söylemek istiyorum, öncelikle kendi tecrübelerimden yola çıkarak ( en azından bende böyle ) kişinin düşmanı yine kendisi. Zararımı kurtarmak, zaman geçsin, heyecan olsun diye bahis almak, oranı kaçırmamak vs. sebeplerden detaylı analize girmeden canlı bahis almak, köşeyi buradan dönme düşüncesi, fazla güven – fazla güvensizlik, takibinde olmayan lig ve takımlara bahis almak, duygusal – inatçı davranma, olumsuz düşünce, stres, ruhsal ve fiziksel anlamda iyi hissetmeme vs. gibi çokça sıralayabileceğim etkenler kazanma yüzdesini hep aşağıya çekmekte… Matematiksel mevzu belli olduğundan ( basketbol maçlarının sonucunun iki ihtimalli olduğundan dolayı buradan örnek verirsek, ev ve deplasman takım oranlarının max. 1.96 olduğunu biliyoruz, hiç bir zaman evin oranı 2 – ve deplasmanın oranı 2 olmuyor çünkü aradaki fark kasanın kazancı… zaten biliyorsun işte bildiğin şeyi tekrar ettiğim için kusura bakma ) tecrübelerini aktarmanın, kasa sistemi, bahis tarzı geliştirme vs. gibi ulaşılması zor, detay konularda paylaşımlarda bulunmamın ( yine en azından kendim için) çok daha yararlı olacağını düşünüyorum.

    Ayrıca son paylaşımındaki Juventude – Goias maçındaki analizinin seni 2.5 üstten ziyade kg var seçeneğine götürmesini beklerdim. Kg ve 2,5 üst arasındaki seçim kararlarını da merak ediyorum. Bu iki seçenek arasındaki karar süreci, seçim sebepleri bir makale konusu olabilir mesela.

    Tanıştığımıza memnun oldum, paylaşımların için teşekkürler. bol şanslar.

    not: yorulduğum ve uykum geldiği için yazıyı tekrar gözden geçirip düzeltme lüksüne ulaşamadım. yazım hataları ve anlam kaymaları için özür dilerim.

    • Sevgili Raptiye bu değerli görüşlerin ve isteklerinden dolayı çok memnun oldum yazdığın satırları okurken. Öncelikle seni hatırladığımı söyleyeyim zira fikirlerime değer verenleri asla ama asla unutmam.

      Şimdi gelelim senin yorumuna bir cevap vermeye ardından da isteklerin hakkında yapabileceklerime değinmeye. İlk olarak oyunun soyut tarafında olduğumu yakalamışsın ki açıkça da yazmışım evet kesinlikle oyunun soyut tarafındayım. Soyut hazların tarafında olmak beni bu oyunu oynamaya iten en önemli etken. Ancak senin de dediğin gibi bu soyut tarafta olmama rağmen yazılarımın devamında somut tarafa ilişkin noktalar ağırlıkta. Bunun sebebi senin de tahmin edeceğin gibi okurlardan gelen istekler. Ben bu ilk yazıyı yazdığımda birçok okurum bana bu yazının oldukça güzel olduğunu söylerken gelecek yazılarımda daha somut noktalardan bahsetmemi istemişlerdi. Bu bağlamda ben de sonraki yazılarımı o istekler doğrultusunda yazdım.

      Şimdi gelelim bir başka noktaya. Yukarıda soyut somut kavramında benim öncelikli değindiğim kavramlara işaret etmişsin. Bu kavramlar hakkında söylenecek çok şey var ama inan bana yazarken öncelikle değindiğim kavramı tamamen oyuncuyu düşünerek yazdım. Oyuncular genellikle bu işin para yönünde bu sebeple somuttan önce bahsedip soyuttan daha sonra bahsettim.

      Son olarak ise maç analizinde Goias maçını örnek vermiştim orada analizin kg var’a götürecek olduğunu düşündüğünü belirtip benim 2.5 üst seçeneğini seçmem konusunda fikrimi öne çıkarmışsın. Burada sana katılıyorum esasında o maçın oynandığı günden önce çok saydı duyduğum bir ”Tipster” ile diyalog halindeydim ve kendisinin 2.5 gol üstü sistemine yeni yeni aşina olmuştum. O günlerde bir şekilde maçlar hakkında 2.5 gol üstü seçeneğini arıyordum. O maçı analiz ederken o sistemi kullanmış ve 2.5 gol üstü sonucuna varmıştım. Daha sonra şunu fark ettim bu sistem bana ilk yarı çifte şans oyununda da çok güzel ipuçları veriyor. Ayrıca evet bu başlı başına bir makale konusu olabilir hatta bunu yazmayı düşünebilirim yakın zamanda.

      Tüm bunların yanında tanıştığımıza ben de çok memnun oldum, yazılarıma yapacağın yorumları sabırsızlıkla bekliyorum. Bu siteyi yeni açtık ve tonlarca iş var yapmamız gereken. Bu süreçte yeni yazı kaleme almayı inan bana düşünmüyordum hatta pek düşlediğim bir şey de değildi. Fakat senin buna bu kadar değer verip bu uzun yorumları yazman beni çok memnun etti ve yeni yazı yazma konusunda heveslendirdi. Bu bağlamda senin yukarıda istediğin gibi bu oyunun ”Soyut” taraflarına değinen enteresan bir yazı yazmaya en kısa zamanda başlayacağım. Kim bilir belki bu pazara kadar yazarım bile. Görüşmek üzere sevgili Raptiye…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*